Cesaret

Tezer Öner Logo
İçeriğe git

Cesaret

AGON Consultancy & Representation Services
Published by Tezer Öner içinde Doğal Hayat · 7 Nisan 2021
Tags: TezerÖnerOnerAkrepİnanılmazCesaretÖvgüGüçŞiddetPişmanlıkGerçekler
Sabah gün doğmadan kalkarız biz...

Eşim öğretmen olduğu için hafta içi sabahları servisi onu genelde 06.30 civarında alır. İstanbul'da havaların da durumuna bağlı olarak sabah trafiğinin ne olacağı hiç belli olmaz. O yüzden tedbirli bir şekilde okula geç kalmadan giderler.

Yaza doğruydu sanırım. Çünkü evimiz giriş kat olduğundan doğanın uyanışını bazen acı şekilde hissettiğimiz zamanlar oluyor. Bir sene karınca istilasına uğramıştık. Bir başka sene bilumum börtü böcek fırlıyordu bahçeden. Bazen kirpi ailemizi görürdük. Genelde gece yarısı yan apartmanların bahçesine tek sıra halinde yürüyerek misafirliğe giderlerdi.

Sabah uyandık eşim her zaman ki gibi yıldırım hızıyla hazırlanarak servise yetişmek üzere fırlayıp çıktı. Ben de her zaman ki gibi ona bazı şeyler hazırlamasında yardımcı olup çıktıktan sonra yatağıma doğru yöneldim. Sabahın 06.30'unda kalkıp yapacak bir işim de yoktu.

Tüm ışıkları kapatıp yatağıma yatmıştım ki aklıma salonda telefonumu unuttuğum geldi. Fazla uyumamak için her zaman saati kurarım. "Hay bin kunduz!!" diye söylenerek tekrar kalktım... Yatakodası kapısından tam koridora çıkmıştım ki yerde belli belirsiz bir karaltı olduğu dikkatimi çekti.

Genelde doğal malzeme pamuk veya yün giymeye çalıştığımız için arada böyle havlar birikip yerde toplanabiliyor. ilk aklıma gelen buydu. Oysa ne kadar masum bir tahminmiş. Gayri ihtiyari ve dikkatsizce eğilip karaltıyı parmak uçlarımla tuttum... Ve o anda uyanmaya başladım...

Bir şey baş parmağımın tırnağına pıt pıt diye vuruyordu. İşin daha kötüsü tuttuğum hav parmaklarımın arasında kıpırdanıp kaçmaya çalışıyordu... Demek bu hav falan değildi... Anında uyandım...

Elimdeki her neyse hemen koridorda az ilerime doğru fırlattım ve hemen aydınlatmaların düğmesini bulup ortalığı algı seviyeme uygun hale getirdim. Şimdi pırıl pırıl bir koridorda, iki metre mesafede, birbirine gardını almış iki silahşör gibi bir beyaz akreple birbirimizin gözünün içine bakarken kendimi buluverdim. Garibim o da çok korkmuş belli ama vay arkadaş o ne cesaret??

Herif kıskaçlarını kaldırıp bana açtı ve kuyruğunu da dikerek saldırı pozisyonu aldı... İlk tepkim ki genel de bu durumlarda bu tepkiyi veririm... "Yok artık... Daha neler???" diye bağırdım. Benim evimde ve benim koridorumda bana posta koymaya kalkan bir akrebim eksikti...

Bunu sanırım yüksek sesle söyledim. İşitme duyularının ne düzeyde olduğunu bilmiyorum ama herif bana iki üç insan adımı hamle yaptı... Aaa bak sen şuna... Gerçekten şoklardayım... Bu arada birbirimizi inceliyoruz. Kuyruğunu bazen hafif indiriyor bazen hafif kaldırıyor. Kıskaçlar hep açık ve artık daha yakın olduğu için bana göre daha yukarı bakıyor. Adam ciddi yahu... Ben kaçarsa onu evin neresinde nasıl bulurum diye hayıflanırken kaçmak ne beni atacak evden... Zaten baş parmağıma saldırdı da benim şansım hep tırnağıma denk geldi kuyruk darbeleri. Aslında ölümcül bir hayvan değil biliyorum. Ağaç akrebi de derler ama soktu mu canını yakıyor insanın. Küçükken bir iki maruz kalmıştım sanırım. Hep bağ bahçede oynardık çünkü.

Bir an üzerinden atlayıp mutfağa gideyim ve sinema filmlerindeki gibi üzerine bardak kapatayım, belki dost oluruz diye düşünmeye başladım. Tam sağıma doğru bir adım atıyordum ki baktım o da basketboldaki alan savunmasına benzer sola kaydı. "Hmmmm mutfağa göndermeyecek beni..."  

Aklıma Truva Savaşındaki Achilleus geldi. Yanlış hatırlamıyorsam Myrmidonların kalkanlarında akrep vardı. Emin değilim tam hatırlamıyorum. İçimden demek sen bir savaşçısın diye düşündüm. Ee ben seni öldürmek istemiyorum ama sen ciddi olarak kaşınıyorsun. Ben sabahın 06.40'ında bir akreple ateş geçitleri versiyonu bir senaryoyu içimde yaşarken paşamın sabrı tükendi ve bana atak yaptı.

İşte her şey o bir saniye içinde oldu. Yalınayak olduğum için kuyruğundan korkarak üzerime gelişine karşı ayağımı çektim ve uzaklaştırayım diye de bir dürtmek istedim ama olmadı. 82kg ya karşı 5gr lık karşılaşma maalesef sandalla uçak gemisine çarpmak gibi bir etkide bulundu.

Arkadaşı ağır yaralı olarak bahçeye çıkardım. Gladyatör artık doğal ortamında hayatına son verebilirdi. Çünkü maalesef bu savaşçı ruh zayıf düştüğünü veya kurtuluşun imkansızlığını gördüğünde intihar eden ender hayvanlardan.

Koridor geçitleri muharebemiz böylece sona ermiş oldu. Ancak temsili resme benzemeyen bu beyaz şövalyeye çok saygı duymuştum. Çok cesur, çok atak ve savaşçı bir ruhtu.

Cesaret her zaman takdir edilir ama hayatta kalmak da cesur olarak anılmak kadar önemlidir. Cesaretinizin zafer kazandırması ile ancak tacınız daha çok parlar. Cesaretiniz size ve koruduklarınıza fayda ve zafer kazandırmalı o zaman gerçek bir fedakarlıktan bahsedebiliriz.


Tezer Öner


Bookmark and Share

There are no reviews yet.
0
0
0
0
0
Enter your rating:
İçeriğe dön